KOCAALİ EMNİYET

Kocaali İlçe Emniyet Amirliği
Hoş Geldiniz

İNTERAKTİF  

 Polis'e Dair

 PVSK

 Kolluk Etiği

 T.C kimlik Numarası

 Silah Ruhsat İşlemleri

 Pasaport İşlemleri

 Sürücü Belgesi İşlemleri

 Araç Sorgu

 Sürücü Belgesi Ceza Puanı

 Vergi Kimlik No Sorgulama

 Kayıp Şahıs Sorgu

 Kayıp Çocuk Sorgu

 Ulusal Yargı Ağı (UYAP)

 e-Kocaali

BAĞLANTILAR

Emniyet Genel Müdürlüğü

Sakarya Emniyet Müdürlüğü

Kocaali Kaymakamlığı

ONLİNE İHBAR

   

Sakarya Emniyet Müdürlüğü

Online İhbar servisi

 İl Emniyet Müdürlükleri

   

Toplum Destekli Polis

BİLGİ EDİNME HAKKI

 

 

 

 

Başvuru için Tıklayınız

 Sakarya Emniyet Müdürlüğü

ATATÜRK KÖŞESİ

Fotoğrafa Yansıyanlar

Kocaali Telefon Rehberi

e-Devlet

Mevzuat Bilgi Sistemi

BİMER

e-Bordro

Resmi Gazete

Anasayfa   Amirliğimiz Kocaali İnsan Hakları   Halk Kılavuzu   İletişim

 

TERÖRE HAYIR

TERÖRÜN UNSURLARI :

İdeolojik Unsur : Terörün öncelikle bir ideolojik alt yapısının olması gerekmektedir. İdeolojik unsur, örgütün hareket noktasını oluşturmaktadır. Örgüt, benimsediği ideoloji doğrultusunda hareket etmekte, stratejisini buna göre belirlemektedir.Terör örgütlerinin siyasi eğitim adını verdikleri faaliyetlerin amacı, örgütün dayandığı temel ideolojiyi örgüt mensuplarına benimsetmek ve örgütün hedefleri doğrultusunda bilinçlendirmektir. İdeolojik eğitim de diyebileceğimiz bu süreçle örgüt mensuplarının  örgüte bağlılıkları  sağlanır. Günümüzde terör örgütlerinin dayandığı başlıca ideolojiler arasında, Marksist-Leninist ideoloji (Komünizm), Milliyet (etnik) kaynaklı ideoloji (Faşizm, Kürtçülük, Ermeni Milliyetçiliği gibi), dini kaynaklı ideoloji gibi farklı kaynakları temel alan, ancak hedef olarak rejim değişikliğini veya bölünen  topraklar üzerinde yeni bir devlet kurmayı amaçlayan ideolojiler yer almaktadır.

 Örgüt Unsuru : Terörün bir diğer unsuru ise örgütlü yapıdır. Terörle Mücadele Kanununa göre örgüt, iki veya daha fazla kimsenin aynı amaç etrafında birleşmesiyle meydana gelir.

Örgüt; organize bir yapı içerisinde, aynı ideolojiyi benimseyen ve aynı hedefe yönelmiş kişilerden oluşur. Günümüzde terör örgütleri, çoğunlukla örgüt lideri ile ona bağlı üst düzey sorumlular  ve daha alt düzeydeki bölge, il ve birim sorumlularından oluşmaktadır. Örgütsel  yapılanmada illegal teşkilatlanma ve gizlilik esastır. Bu aynı zamanda  örgütün temel güvenlik ihtiyaçlarına yönelik bir yapılanmadır. İllegal faaliyet, legal alanda öne çıkan sempatizanların illegal alana kaydırılmaları ile beslenir. Böylece, operasyonlarla ortaya çıkan kadro kayıpları, yeni ve deşifre olmamış örgüt mensuplarının illegal kadrolara aktarılmasıyla  giderilmeye çalışılır. 

Şiddet Unsuru : Terörün en önemli unsuru, şiddet unsurudur. Terör örgütleri şiddeti, ideolojileri doğrultusunda belirledikleri hedeflere ulaşmada önemli  bir araç olarak görmekte, "silahlı propaganda" adı da verilen terör eylemlerini, mevcut anayasal düzeni değiştirmek için kaçınılmaz bir yöntem olarak benimsemektedirler. Terör örgütleri, gerçekleştirdikleri şiddet eylemleri ile topluma korku salarak, halkta bıkkınlık ve yılgınlık duygusu oluşturup, vatandaşın devlete olan güvenini sarsmayı ve kaos ortamı yaratmayı hedeflemektedirler.

Terör Suçları : Terör suçları; Terörle Mücadele Kanununun, 3. Maddesinde, TCK' ya yapılan atıfla, Türk Ceza Kanununun 125, 131, 146, 147, 148, 149, 156, 168, 171, 172 ve 312/2 nci maddelerinde yazılı bulunan suçlardır. Ayrıca, işleniş amaçları nedeniyle bazı suçlar da terör suçları olarak kabul görmektedir. Bunlar da ; Terörle Mücadele Kanununun 4.maddesine göre; Türk Ceza Kanunun 145, 150, 151, 152, 153, 154, 155,157 ve 169 uncu maddeleri ile 499 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yazılı suçlar ile 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin (b), (c) ve (e) bentlerinde yazılı bulunan suçlardır.

 

TERÖRİZM :                                                                                                                    

Terörizm kavramı,terör yöntemlerinin siyasi bir amaçla örgütlü,sistemli ve sürekli bir şekilde kullanılmasını benimseyen bir strateji olarak terör kavramından ayrılmaktadır. Terör terimi, dehşet ve korkuyu belirtirken terörizm,  bu kavrama süreklilik ve siyasal içerik katmaktadır. Buradan hareketle terörizm, "Savaş ve   diplomasi ile kazanılmayan sonuçları elde etmek , korkutmak ve itaat ettirmek için bir teoriye , felsefeye  ve ideolojiye  dayanılarak  siyasi  maksatlarla, iradi olarak  terör ve şiddetin  sistemli ve  hesaplı bir şekilde kullanılmasıdır" şeklinde  tanımlanabilir.

 Ansiklopedik tanımlarda ise terörizm;  International  Encylopedia of Social Sciences'de; "önceden belirlenmiş hedefleri elde etmek için şiddet kullanan, şiddete başvuran bir grubun veya partinin kullandığı metod", Meydan Larousse'da; "ihtilalci grupların giriştiği şiddet eylemlerinin tümü, tedhişçilik, bir hükümet tarafından uygulanan şiddet rejimi", Ana Britannica'da; "siyasal bir hedefe ulaşmak amacıyla devlete, halka ya da bireylere karşı sistemli şiddet eylemlerine başvurma" şeklinde tanımlandığı görülmektedir. Ceza Hukukçusu Ordinaryus Prof. Dr. Sulhi DÖNMEZER ise ".şiddetin, sosyal, ulusal, ırki, dinsel, fesat çıkarıcı ve diğer maksatlarla ve sosyal sınıflar arasında çatışma ve savaşı tahrik etmek üzere planlı ve hukuk dışı olarak kullanılması." şeklinde bir tanım vermektedir.  

Terörizmin Amacı : Terörizmin temel amacı, bir davaya veya siyasal anlaşmazlığa dikkat çekilmesidir. Bu "dikkat çekme"  şiddet eylemleri neticesinde toplumda oluşturulan korku ve dehşet havası ile sağlanmaktadır. Kitle iletişim araçlarının sağladığı imkanlardan da yararlanan terörizm, yarattığı korku ve dehşet ile bir bakıma topluma; "Benden yana mısın, değil misin?", "benden değilsen düşmanımsın", "düşmanımsan hedefimsin", "senin yaşama hakkın yoktur." şeklinde belirtilebilecek "taraf olma" çağrısında bulunmaktadır. Terörizm, bu dramatik çağrılar ile insanlara tarafsız olma  hakkını yasaklamakta, onların zihinsel ve duygusal masumiyetini yok etmekte, şiddet ortamına çekmekte ve toplumun şiddet yoluyla siyasallaşmasına, kutuplaşmasına yol açmaktadır. Toplumdaki kutuplaşmalar da zihinsel ve duygusal yönden bölünmüş "çatışan tarafları" ortaya çıkarmaktadır. Çatışan tarafların ise toplumun birlik ve bütünlüğünü bozacağı, dolayısıyla terörün amacına hizmet edeceği açıktır.

Terörizmin benimsediği bir diğer amaç, kargaşa yaratarak toplumun direnme gücünü kırmak, yerleşik sosyal ve siyasal düzenin arkasındaki halk desteğini şiddet yoluyla zayıflatmaktır. Terörizmin bazı güçler tarafından birtakım siyasi ve ekonomik çıkarlar sağlamanın da aracı olarak kullanıldığı dikkate alındığında  amaç oldukça farklılaşmaktadır. Bu gibi durumlarda terörizmin amacı, bir kazanım elde etmek maksadıyla hedef alınan ülke ve toplumda belirli ortamların oluşmasına aracılık etmektir.

Türkiye gibi stratejik öneme sahip ülkelerin terör ortamında tutulmasında, ülkemizi hedef olarak seçmiş devletler ve birtakım güçlerin çıkarları açısından zaruret bulunduğu, terörün amacının da sadece bu ortamın devamını sağlamak olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle terörizm, bir siyasi mücadele aracı olmaktan çıkıp, bir ülkenin bir başka ülkeyi zayıflatmak ve istikrarsızlaştırmak için kullandığı bir araç haline gelmektedir.

Öte yandan terörizm kitlelere yönelik hedef gözetmeyen şiddet eylemleriyle, toplumun güven duygusunu ortadan kaldırarak, halkın can derdine düşmesini ve olaylara tepkisiz kalmasını amaçlar. Böylece kitleler terörizme karşı duyarlılıklarını yitirir, terörü kanıksar ve devletle toplum arasında güven açısından büyük bir uçurum oluşur.

Terörizmin bir başka amacı da; baş eğdirmek, itaat ettirmektir. Terörizmin bu türü, terörist örgütlerce kendi üyelerine ve etkilemek istedikleri halk kesitlerine uygulanabilmektedir. Terörist gruplarca amaçlanan; yandaşlar kadar "seyircilerin" de itirazsız baş eğmeleri, "hedef kitlenin" emredileni yapmasıdır. Etkilenmesi amaçlanan bireylere ikinci defa düşünecek zaman ve aksine davranabilecekleri alan bırakılmaz. Amaç, "hedef kitleyi" yıldırmak, yönlendirmek ve yönetmektir 

 

TERÖRİZMİN  ÖZELLİKLERİ :                                                                                 

 Terörizmin özellikleri, dünyada faaliyet yürüten terör örgütleri ve onların eylem şekilleri  çerçevesinde aşağıdaki gibi özetlenebilir:

1. Terörizm bir ideoloji, bir doktrin, hatta sistematik bir fikir değil, stratejidir.

2. Terörizm, terör eylemlerini meşrulaştıracak bir senaryo hazırlar.

3. Terörizm, yeni bir düzen  ve gelecekte zafer vaat eder.

4. Terörizm, uluslararası siyasetin bir parçasıdır, dolayısıyla dış destek olmadan   yaşatılamaz.

5. Terörizm,propaganda ile doğar, gelişir ve propaganda ile yaşar. Bizatihi kendisi bir  propaganda aracıdır.

6. Terörizm, Devlet otoritesine alternatif getiren örgütlü bir harekettir.

7. Mali destek terörün vazgeçilmez gereksinmesidir. Bu nedenle; soygun ile silâh ve uyuşturucu kaçakçılığı yapar.

8. Terör, bir hak arayışı, düzen önerisi ve bağımsız devlet kurma isteklerinden biri  veya derece farklılığıyla her üçünün bir arada bulunduğu gerekçelerle ortaya çıkabilir.

9. Terör, bilinçli ve amaçlı eylemler olarak belirir.

10. Terör, şiddet uygulamayı giderek amaç konumuna taşır. Dehşet ve korku salarak  yılgınlık yaratır. Zorba, acımasız, istismarcı ve kuralsızdır.

11. Terör, bazen  başka güç veya güçlerin taşeronudur.

12. Terör kendi dilini yaratır ve kullanır.

13. Terörün genellikle siyasi bir amacı vardır.

14. Terör eylemleri, örgütlü bir çabayı gerektirir. Bütün bu eylemler, bireysel olmaktan çok, bir grubun katılımıyla gerçekleşmektedir.

 

 ULUSLARARASI TERÖRİZM :

Güçlü devletlerin etkin politikaları karşısında kendisi için bir çıkış noktası bulamayan bazı devletler, terörü engelleri aşmada bir araç olarak görmüşlerdir. Güçlü bazı devletlerin de uluslararası alanda kendi politikalarının işlerliğini kolaylaştırmak ve rakiplerini etkisiz kılabilmek için terörü bir araç olarak kullandıkları görülmektedir.

Geçtiğimiz yüzyılda; özellikle İkinci Dünya savaşından sonra nükleer bir dengenin kurulması ile sıcak savaştan kaçınılmış, buna mukabil terörizm gün geçtikçe yaygınlaşmıştır. Terörizmin, uygulama alanı olarak seçilen bazı küçük ve geri kalmış, demokrasisi tam gelişmemiş ülkelerde başarıya ulaşmış olması, uygulayıcı olan ülkeleri cesaretlendirmiş ve böylece terör alanı gittikçe genişlemiştir.

Bu safhadan sonra terörizm uluslar arası bir savaş türü olarak önümüze gelmiştir. Verilen destek, zamanla terörizmin boyutlarının büyümesine ve uluslararası nitelik kazanmasına neden olmuştur. Dolayısıyla, gerçek anlamı içerisinde ve global olarak terörizme bakıldığında dolaylı yıpratma (destabilizasyon) yöntemlerinin kullanıldığı bir dünya iç savaşı olarak da adlandırılabilir.

Özel bir şiddet eylemi veya değişik bir soğuk savaş şekli olan terörizm, uluslararası alanda etkin ve güçlü devletlerin, gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerin içerisindeki sosyal, ekonomik, kültürel ve benzeri birçok alandaki sorunların istismar edilmesi sonucu, var olan veya suni olarak oluşması sağlanan şiddet içerikli fikir ve hareketlerin belirli bir amaç için harekete geçirilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır.

Günümüzde terörün en önemli özelliği, uluslar arası bir nitelik kazanması ve bu ilişkilerini oldukça geliştirmiş olmasıdır. Artık, teröristler eskiden olduğu gibi sadece içinde bulundukları ülke ile sınırlı kalmayıp, başka ülkelerdeki farklı gruplar ile bağlantılar kurarak karşılıklı destek sağlamaktadırlar. Dolayısıyla teröristler, uluslararası bağlantılarını ve modern teknolojiyi de kullanmak suretiyle milletlerarası etki yapan eylemler düzenleyebilmektedirler.

Terör örgütlerinin başka ülke ve gruplardan destek almadan başarıya ulaşması, varlığını sürdürmesi hemen hemen imkansız gibidir. Özellikle eğitim, teşkilatlanma, finans ve silahlı eğitim için dış desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Bu özelliği ile terörizm uluslar arası bir nitelik kazanmaktadır.

Terörizmin uluslararası bir nitelik kazanmasının ve  artmasının başlıca nedenleri;

* Uluslararası haberleşme ve ulaşım araçlarının son yıllardaki çok hızlı gelişimi,

* Yeni silah ve teçhizatlar ile teknolojik imkanların artması,

* Bazı ülkelerin ideolojilerini ve devrimlerini yaymada terörizmi yöntem olarak seçmeleri,

* Uluslararası terör örgütleri arasındaki istihbarat, eğitim, lojistik, teknik, finans temini, eylem yöntemleri konusunda organik bağların ve işbirliğinin artması, sayılabilir. 

 

ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERDE TERÖRİZM :                                             

Daha öncede de ifade edildiği gibi, terörün başarısı büyük ölçüde dış desteğe bağlıdır. Dış desteği olmayan terörün başarı şansı yoktur. Ülkeler iç hukuk kurallarıyla terörü önlemeye çalışırken, sorunun uluslararası boyutu nedeniyle uluslararası alanda terörü önlemek amacıyla yapılan çalışmalara destek veya onay vermek zorundadırlar.  Buna rağmen uluslararası topluluğun beklenen hedefe ulaştığını söylemek mümkün değildir. Çünkü kimi ülkelerce terör olarak görülen bir olgu başka ülkeler tarafından şiddet, isyan veya gerilla savaşı, bir etnik grubun kurtuluş mücadelesi, düşük yoğunlukta savaş olarak algılanmaktadır. Ayrıca, "terör"le "siyasi suç" kavramları da iç içe girmiş kavramlar olduğundan, ülkeler farklı teşhis koymaktadırlar. Bu teşhiste ülkelerin, ekonomik, siyasi ve askeri çıkarları önemli rol oynamaktadır. Bir terörist, suç işledikten sonra yurtdışına kaçmakta, gidilen ülke, suç kendi ülkesinde işlenmediği için, suçu, "siyasi suç" olarak kabul ederek, herhangi bir yargılama yapmamakta ve suçluyu iade etmemektedir. Çünkü uluslararası hukuka göre "siyasi suçlarda iade yoktur.

 I- Milletler Cemiyeti Kararlarında Terörizm  :  Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam), 1935 yılında Kopenhag konferansında "Terörün Önlenmesi ve Cezalandırılması " ve "Uluslararası Ceza Mahkemesi Kurulması" konularında iki sözleşme hazırlamış ve bunlar 16 Kasım 1937 de Cenevre'de imzalanmıştır. "Terörün Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin 8. Maddesine göre, "teröristi ya iade et veya cezalandır" ilkesi benimsenmiştir. Böylece terör ile siyasal suç kavramında anlaşamama durumunda suçluların cezasız kalmaları önlenmiş olmaktadır. Sözleşme, terör ile ilgili bilgilerin tek merkezde toplanmasına da olanak sağlamaktadır. Ancak, bu iki sözleşme bazı ülkeler tarafından imzalanmışsa da, 2. Dünya Savaşının yaklaşması, Cemiyetin etkinliğini giderek kaybetmesi gibi nedenlerle yürürlüğe girememiştir. Buna rağmen terör olayının Cemiyette bu denli ciddiyetle ele alınması önem taşımış ve daha sonra BM tarafından da  ele alınmasının öncüsü olmuştur .

II- Birleşmiş Milletler Kararlarında Terörizm : BM, terörle mücadele konusunda ilk defa 1937 tarihli Cenevre Sözleşmesine atıfta bulunarak  "Devletler arasında BM şartlarına uygun bir şekilde Dostane Münasebetler Kurma ve İşbirliği Yapılmasına Dair Milletlerarası Hukuk İlkeleri Hakkında Bildiri" ile kimsenin teröre destek olmamasını istemiştir. Birleşmiş Milletler kurulduğu günden bugüne kadar, terör eylemlerine karşı uluslararası sözleşmeler ya da bildiriler hazırlayarak, üye ülkelerin imza ve onayına sunmaktadır.  

 

ULUSLARARASI TERÖRİZME KARŞI ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER  :  

Terörizm, tarihin en eski zamanlarından beri toplumları ve ülkeleri tehdit etmiş ve etmeye devam edecektir. Değişen dengeler ve uluslararası ilişkilerdeki farklılaşmalar neticesinde, geçen yüzyılda "sıcak savaşların" yerini "soğuk savaş" yöntemleri alarak terörizm daha da yaygınlaşmıştır.

            Güçlü devletlerin etkin politikaları karşısında kendi politikalarını uygulama imkanı bulamayan bir takım ülkeler amaçlarını gerçekleştirmede terörü bir araç olarak görmektedirler. Güçlü devletlerin ise kendi politikalarını gerçekleştirmek ve rakiplerini etkisiz kılabilmek için terörü bir araç olarak kullandıkları değerlendirilmektedir. Terörizm, günümüzde bir tehdit  olmaktan çıkmış ve tüm dünyayı derinden etkileyen bir tehlike haline gelmiştir. 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezine yapılan uçaklı intihar saldırısı bunun en büyük göstergelerinden birisidir.

            Günümüzde uluslararası bir nitelik kazanan terörizmin, özellikle demokratik dünya ülkelerinde yarattığı tahribat, her geçen gün artmaktadır. Bundan dolayı tüm dünyanın birinci gündem maddesi terörizm ve terörizmle mücadele haline gelmiştir.

            Türkiye, yaklaşık 30 yıldan beri, terörün her türlüsü ile mücadele etmiş ve etmekte olan bir ülke olarak tecrübeleri göstermiştir ki terörizmle mücadelede uluslararası iş birliği etkinliğin artırılmasında önem taşımaktadır.

 

TERÖRLE MÜCADELEDE İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİ :                                              

Türkiye, uluslararası barış ve güvenlik ile insan haklarına yönelmiş en büyük tehdidin terörizm olduğuna inanmaktadır ve terörün her çeşidini kınamaktadır. Hiçbir ülkenin de topraklarını terörist gruplara ve bunların faaliyetlerine açmaması gerektiğini savunmaktadır. Siyasette değişkenliğin egemen olduğu devletler arası ilişkilerde hemen hemen bütün devletler terör eylemlerine kendi siyasetlerine uygun gözle bakmaktadırlar. Bu durum ise terörizme karşı uluslararası alanda ortak hareket etme ve önlemler almayı etkisiz hale getirmektedir.   Oysa, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de meydana gelen terör olayı, günümüzde örgütlü suçların sınır tanımadığının ve bütün ülkeler için bir tehdit unsuru olduğunun en son kanıtıdır. Terörizm genelde tüm ülkelere yönelik bir tehdit olarak kabul edilmeli ve buna karşı ortak bir önlem alınması konusunda her şeyden önce fikri işbirliğine varılmalı, terörist eylemlere karşı kararlı bir tutum içinde bulunulmalıdır. Terörizmle mücadele bir bütündür. Yurtiçindeki ve yurtdışındaki mücadele bu bütünün parçalarıdır. Yurtiçinde verilen mücadele, yurtdışındaki mücadeleyle bütünleştiğinde somut bir sonuç almak mümkün olabilecektir. Uluslararası işbirliğinin önemine ve gerekliliğine inanan ülkemiz güvenlik ve işbirliği alanında, 52 anlaşma, 39 protokol, 39 mutabakat zaptı, 124 toplantı tutanağı ve 12 ortak bildiri ve deklarasyona imza atmıştır.   

 

TÜRKİYE'DE HALEN FAALİYETLERİNE DEVAM EDEN

BAŞLICA TERÖR  ÖRGÜTLERİ

  1) Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi (DHKP/C)  

 2) Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu

(TKP/ML-TİKKO)

a) MKP (Maoist Komünist Partisi)

b) KONFERANS

 3) Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP)           

 4) PKK/KONGRA-GEL (Kürdistan Halk Kongresi-KHK)

 5) Kürdistan Devrim Partisi (PŞK)

 6) Kürdistan Demokrat Partisi/Bakur (PDK/Bakur)

 7) Hizbullah

 8) Hilafet Devleti (HD)

 9) İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi (İBDA/C)

 10) Tevhid-Selam (Kudüs Ordusu)

 11) El Kaide Terör Örgütü Türkiye Yapılanmaları

 

TERÖRİST PROFİLLERİ :                                                                                            

Terör Örgütlerindeki Militanların Yaş ve Öğrenim Durumları :

a. Sol Terör Örgütleri

826 sol terör örgütü mensubunun dosyası üzerinde yapılan bir araştırma sonucunda;  

Yaş Gruplarına Göre Dağılımları       

% 65            14-25 yaş grubunda

% 16.8         25-30  

% 17.5         30'dan sonrası    

Öğrenim Durumlarına Göre Dağılımları

% 20.4         Yüksekokul mezunu ya da öğrencisi

% 33.5          Lise mezunu ya da öğrencisi        

% 14           Ortaokul mezunu

% 29.9         İlkokul mezunu

% 1.9           Cahil

 b. Sağ Terör Örgütleri

200 sağ terör örgütü mensubunun dosyaları üzerinde yapılan bir araştırmada:  

Yaş Gruplarına Göre Dağılımları

% 2.5           10-14 yaş grubunda

% 72.5         15-25  "

% 17            25-29  "

% 6             30-34  "

% 2             35-65  "  

 Öğrenim Durumlarına Göre Dağılımları

% 22.5         Yüksekokul

% 40.5         Lise

% 14            Ortaokul

% 19            İlkokul

%2.5            Okur-yazar

%1.5            Cahil

  c. Bölücü Terör Örgütleri

262 tutuklu terör örgütü PKK mensubu üzerinde yapılan bir anket çalışmasında;

Yaş Gruplarına Göre Dağılımları

% 54            14-25 yaş grubu arasında

% 34            26-37  "

% 12            38-58  "

 

Öğrenim Durumlarına Göre Dağılımları

% 11            Üniversite

% 16            Lise

% 13            Ortaokul

% 39            İlkokul

% 12            Okur-yazar

% 9             Cahil  

 

Yapılan bu araştırmalar, özellikle 14-25 yaş grubundaki lise ve üniversite çağındaki gençlerimizin, ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütlerinin en büyük hedef kitlesi olduğunu göstermektedir.

            Ayrıca, F Tipi Cezaevlerinde tutuklu veya hükümlü bulunan 1.055 sol terör örgütleri mensupları üzerinde yapılan anket çalışması sonucu hazırlanan örgüt mensuplarının yaş durumlarını gösteren istatistiki bilgiler aşağıda verilmiştir. 

 

ÖRGÜT MENSUPLARININ YAŞ DURUMLARI

SAYI

ORAN

14'DEN KÜÇÜK

1

,1

14 İLE 18 YAŞ ARASI

26

2,5

18 İLE 26 YAŞ ARASI

260

24,6

26 İLE 31 YAŞ ARASI

355

33,6

31 İLE 36 YAŞ ARASI

190

18,0

36 İLE 41 YAŞ ARASI

143

13,6

41'DEN BÜYÜK

80

7,6

TOPLAM

1055

100,0

 

GENÇLERİMİZİ  KORUYALIM :                                                                               

Çeşitli ülke ve toplumlarca kendi milli hedef ve menfaatlerine ulaşma aracı olarak kullanılan propaganda faaliyetleri, ülkemiz ve özellikle gençlerimiz için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Gerçekten de ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz gençlerimiz, çoğu zaman çeşitli tehdit odakları tarafından arzu edilmeyen davranışlara itilmektedirler. Cesaretin çekingenliğe, macera isteğinin rahata, duyguların mantığa üstün geldiğini, araştırma, öğrenme ve dinamizm çağındaki bu dönemde gençlerde en etkin duygu otoriteden kurtulma duygusudur. Gençlerimizin bu kritik döneminden yararlanmak isteyenler bütün planlarını gençlerimizin bu özellikleri üzerine bina etmektedirler. Çeşitli kitle iletişim araçları ile gençlik kesimine ulaştırılan haber, bilgi, tema ve sloganlar yardımı ile gençlerin daha önce kazanmış olduğu değerler tahrip edilerek zihinleri karıştırılmaya çalışılmaktadır.  

Ülkemiz, 30 yıldır iç ve dış düşmanların destekleyip organize ettiği yıkıcı faaliyetlerden oluşan tehdit ve bu tehdidin doğurduğu terör olayları ile karşı karşıyadır. 1968'den 80'li yıllara kadar sağ-sol, 1980'den sonra ise Türk-Kürt ve en son olarak da laik-antilaik, diye bölünerek insanlarımız birbirine kırdırılmak istenmektedir. Her şeyden öte, bütün bu olaylar ülkemizin siyasi, ekonomik ve kültürel yönden rotasını düzelttiği, işlerin iyi gittiği dönemlerde -sanki önünü kesmek istermişçesine-  çıkarıldığı izlenimi uyanmaktadır.  

Soğuk savaş dönemlerinde uygulanan yol ve yöntemlerin amacı, o ülkeyi siyasi, sosyo-kültürel, ekonomik, psikolojik ve askeri yönden zaafa uğratarak yıpratmaktır.

Bu doğrultuda, ülkemize ve toplumumuza yönelik  hasım devletlerce yürütülen planlı, devamlı, çok yönlü ve çok merkezli bu propaganda faaliyetleri hakkında bütün vatandaşlarımızın, özellikle üniversite ve yüksekokul seviyesine erişmiş veya çalışma hayatına atılmış gençliğin "bilgilendirilmesi" gerekmektedir. Zira, konu hakkında yetersiz bilgiler ve toplumun bilgisiz olması ülkemize yönelen tehdidi daha da etkili bir duruma getirmektedir.

Geçmişten bugüne, ülkemizdeki terör örgütleri faaliyetlerini, silahlı yöntemlerin yanında psikolojik yöntemlerle de sürdürmektedirler. Buna paralel olarak, ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütlerinin örgütlenme ve eleman kazanma aşamaları bir yayınevinin etrafında bir araya gelen insanların yazdığı kitaplar ile çıkardıkları gazete ve dergilerle başlamakta ve devam etmektedir. Bir örgütün faaliyet yürüttüğü toplumun içerisinde taban bulabilmesi ve eleman kazanabilmesi için ideolojik olarak kabul görmesi gerekmektedir. Bilindiği gibi "davranışların görünmez dünyası düşüncelerdir". Bu bakımdan, bir insana arzulanan istikamette davranışta bulundurmak için önce düşünce dünyasında gerekli değişikliğin yapılması gerekmektedir.

"Düşünce ek, eylem biç" sözünden hareketle, ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütleri, zehirli terörizm aşısını önce zihinlere yapmaktadırlar. Zihinlerde yapılan tahribatlar, zamanla insanların ruh dünyalarına nüfuz ederek eylem haline dönüşmektedir. Bunu,"Kalem fikir vermezse, kılıç kesmez" sözü çok güzel ifade etmektedir.  

Bu çerçevede, terör örgütleri tarafından yürütülen psikolojik harekat faaliyetleri, örgütlenme ve militan kazanmak için müracaat edilen tek ve eşsiz bir mücadele yöntemidir.

Bilindiği gibi, bütün terör örgütlerini ayakta tutan bazı unsurlar vardır. Bunlar; ideoloji, iç ve dış destek, para ve elemandır. Bir terör örgütünü ayakta tutan en önemli kaynak insandır. Bir insanı örgüte bağlayan öğe ise, ideolojidir. Bir terör örgütünün istediği kadar parası olabilir, yurtiçi ve yurtdışından istediği kadar maddi ve manevi destekçileri olabilir. Fakat, insan kaynağı olmadığı sürece, o örgütün ayakta kalabilmesi mümkün değildir.

 İşte, örgütlerin bu ihtiyacını karşılama  zorunluluğu göz önünde bulundurularak gençliğimizi yıkıcı, bölücü ve irticai örgütlerin tehdidinden koruyabilmek için anne ve babalardan, okullarımıza, medyaya ve polise kadar herkese büyük görevler düşmektedir.                                                                                        

 Aslında gençlerin büyüklerden beklediği sınırsız bir özgürlük ve tek başına buyruk olmak değildir.

Onlar;

·Toplumda kendilerine yer edinmek,

·Kendilerini ispat etmek için bağımsız olmak,

·Güvenilmek ve adam yerine konmak isterler.

 Onların sabırsızlığı gençlik çağının belirsizliğinden bir an önce kurtulma çabasından kaynaklanmaktadır.

Anne ve babalara tavsiyemiz, gençlik çağındaki çocuklarınızı gereksiz yere yargılamadan, eleştirmeden adam yerine, yetişkin yerine koymaları ve onlara bu kritik dönemde herkesten daha çok yardımcı olmalarıdır. Terör örgütlerine ve aşırı akımlara katılan, uyuşturucu kullanan gençleri yakından analiz ettiğimizde, genelde ailevi problemlerinin olduğunu, en azından ailelerinin kendilerine karşı çok ilgisiz olduğunu görmekteyiz.

 a.Anne ve Babalara Düşen Görevler : Gençlik bir insanın yaşamındaki en kritik dönemlerden biridir. Çocukluktan ergenliğe adım atan gençlerde ilk değişiklikler önce fizyonomilerinde başlamaktadır. Fizyonomideki bu ani değişiklikler, ellerin, ayakların büyümesi, burnun ve çenenin büyümesi, vücuttaki kıllanma, sesteki değişiklikler vs. genci tedirgin etmeye başlar. Fizyonomideki bu ani değişim bir gencin görünümünü ilk zamanlarda olumsuz yönde etkilemektedir. Zira, fizyonomide orantısız bir görünüm söz konusudur. Bunun nedeni ise organların gelişimlerini farklı zamanlarda tamamlamalarıdır. Ergenlik dönemi ile gençliğe ilk adımını atan bir bireyin fizyonomisindeki bu orantısız ve karmaşık görüntü psikolojisinde de görülmektedir. Gençlerin aşırı alıngan davranmaları, başkalarına acımasızca eleştirilerde bulundukları halde, hiç eleştiriye gelememeleri, coşkulu ve hayalci olmaları, otoriteden devlete varana kadar her şeyi eleştirme eğilimi taşımaları vs. buna en iyi örneklerdir. Aslında gençler bu davranışlarıyla ana babadan otorite figürünü temsil eden öğretmen ve devlete kadar herkese bir mesaj vermektedirler. Nedir bu mesaj? Shakesper, "Dünya bir sahne, insanlarda bu sahnede birer oyunculardır" demiştir. İşte gençler, anne babaya ve otorite figürünü temsil edenlere, dünya bir sahne ise ve bu sahnede bana düşen bir rol var ise şayet, benim bu rolümü en iyi şekilde oynayabilmem için kendime ait bir benlik, kendime ait bir kimlik ve kişiliğimin olması gerekir diyorlar. Anne babalar da; hayır, siz bizim istediğimiz tarzda kimliğe, kişiliğe ve benliğe sahip bir çocuk olacaksınız diyorlar. Bu noktada anne babalarla gençler arasında iletişim kopukluklarına neden olabilecek çatışmalar çıkıyor. Yapılan araştırmalarda gençlerin anne babalardan en büyük şikayeti adam yerine, yetişkin yerine konmamak, anlayışsızlık, güvensizlik ve sürekli çocuk yerine konmak olduğu görülmüştür.

Bu nedenle; bir genç, aile ortamında adam yerine konmadığı, yetişkin yerine konmadığı için kendine değer veren, adam yerine, yetişkin yerine koyan ortamları aramaya başlıyor. Satanist gruplar ve terör örgütleri de maalesef tam bu kavşakta gençlerimizin karşısına çıkıyor ve onu kazanana kadar ileride bedelini fazlasıyla almak üzere sözde sevgiyi, saygıyı ve değeri gençlerimizin arzuladığı bir şekilde veriyorlar. Bu aşamada yıkıcı, bölücü, irticai ve zararlı örgütler, bir gencin zihnini, kalbini ve ruhunu avuçlarını içerisine aldığı zaman o genç örgüt dışına çıkmak istese de, çıkması mümkün değildir.    

b. Öğretmenlere  Düşen Görevler  : Gençler için okul, öğrenim görülen,  arkadaşlıklar  ve yeni ilişkiler kurulan toplumsal bir ortamdır. Orta öğrenimden itibaren, gençlerle öğretmenler arasında etkin bir iletişim doğmaktadır. Gençlerin tutum ve davranışları, özgürlük girişimleri öğretmen-öğrenci ilişkisine değişik bir boyut kazandırmaktadır. Bu dönemde, genç, kendisini ayrı bir varlık olarak görmek ve göstermek çabasındadır. O artık kendi başına kişiliği olan biri olarak tanınmak ister ve ailesinden dolayı değil, kendi yetenekleriyle, başarısıyla ve kişilik özellikleriyle beğenilmek ve kabul görmeyi arzu eder. Bu bakımdan okul ortamı, etkilendiği ve başkalarını etkileyebildiği bir toplumsal ortamdır. Hayranlık duyduğu bir öğretmen bu geçiş döneminde ona dayanak olur. Anne ve babasıyla kopardığı iletişimi okulda sürdürebilir. Kendine yeni özdeşim örnekleri yaratır. Öğretmen de gence değer veriyorsa genç mutludur, onun kişiliğinden kendi benliğine olumlu özellikler katmaya çalışır.

Eğer, öğretmen okulda aşırı disiplin ve baskı uyguluyorsa, gençlerin ergenlik döneminden kaynaklanan problemlerine yardımcı olmak yerine, anlayışsız davranıyorsa, bir genç ailesinden ve okulundan bulamadığı sevgi ve saygı dolu hoşgörülü ortamı başka yerlerde aramaya teşebbüs eder.

 c. Medyaya Düşen Görevler : Kitle iletişim araçlarının (Medya) işlevleri içerisinde, haber verme en temel işlev olarak bilinmektedir. Nitekim; haber, kitle iletişim araçlarının ortaya çıkması ve toplumun vazgeçilmez unsurları arasına girmesinin en belirleyici özelliğidir. Haberin değişik tanımları yapılmıştır. Ancak, "insanları ilgilendirecek, zamanlı olan bir düşüncenin, olayın veya sorunun özeti" şeklindeki tanım en bilinenidir.

Medya, toplumu bilgilendirmek üzere verdiği haberler konusunda yansız ve objektif olmalı, haberleri kendinden bir şey ilave etmeden vermeye dikkat etmeli haber ve yorum/değerlendirme kavramlarını birbirine karıştırmamalıdır. Medya, özellikle gençliğimizi zararlı alışkanlıklara, ideolojilere, akımlara özendirici yayınlar asla yapmamalıdır.

Terör örgütleri medyada yer bulduğu ölçüde etkinlik kazanmakta, moral bulmakta, örgüt içi disiplini sağlayabilmekte ve sempatizanlarının örgüte bağımlılığını arttırmaktadır.

Medyada yer alan haber  terör örgütlerinin propagandasını içermemeli ve detaylar verilerek  gençlerimizi özendirici olmamalıdır.

            *Avrupa'da terörist örgüt imajından kurtulmaya çalışan terör örgütünün; yurt içi ve yurt dışında terörist başının idamının engellenmesi adına idama hayır kampanyaları düzenlerken, diğer taraftan sadece örgütten ayrılmak istediklerini söyledikleri için veya terör örgütünün gerçek yüzünü görerek kaçma girişiminde bulunan ve başarısız olan örgüt mensupları hakkında  sözde mahkemeler kurarak idam kararı verip uygulandığını ve bunları diğer örgüt mensuplarına ibret olsun diye videoya kaydederek seyrettirdiklerini,

*Yurtdışındaki ve yurt içerisindeki yandaşlarına kardeşlik, barış, sevgi ve hoşgörüden bahseden terör örgütünce, özellikle kendi kadrolarında duygusal ilişkiye giren ve evlenmek isteyenler hakkında ölüm emri verildiğini ve bu örgüt mensuplarının terör örgütünden kaçarak güvenlik kuvvetlerine teslim olduklarını, biliyor muydunuz? 

 

İNTİHAR EYLEMLERİNDEKİ PSİKODİNAMİK GERÇEKLER :                        

İnsan psikolojisinde intihar, kendine güvensizliğin, ruhsal çöküntünün, karşılaşılan problemlere çare üretememenin bir ifadesidir. Diğer bir ifadeyle intihar, çaresiz kalan bir kişinin sorunlarından umutsuz bir kaçışı olarak yorumlanabilir. Sonuçta kişi olaylar karşısında eli kolu bağlı olduğunu anlayarak hiç bir çıkış yolu kalmadığından, umutsuzluk, karamsarlık ve çaresizlik içerisine düşmekte, gidişi değiştirecek güçten yoksun kaldığını görmektedir. Kendini ezilmiş, köşeye sıkıştırılmış hisseden bir kişi, duyduğu öfkeyi dışa boşaltamadığı için kendine yöneltmektedir. Kısacası, bir kişinin intihar etmesi hem kendini cezalandırma, hem de bu duruma düşmesine neden olanlardan bir öç alma davranışıdır.

Terör örgütlerinin intihar eylemlerine ihtiyaç duyar hale gelmeleri; örgütlerin gelişmesinin, yükselmesinin, güç olarak daha fazla büyümesinin ve öne sürdükleri ideolojik ve politik çizgide daha ileri atılım yapmalarının kesinlikle bir ifadesi değildir.

Denebilir ki, bu eylem yöntemi bir terör örgütü için başvurabileceği en son yöntemdir. Çünkü bu yöntem, karşılaşılan problemlere çözüm bulmanın mümkün olmadığı koşullarda ortaya çıkmaktadır.

 

Terör Örgütlerinin İntihar Eylemlerine Başvurma Nedenleri   

Örgüt olarak;

·Küçülme kompleksine girmek,

·Faaliyet kanallarının tıkandığını hissetmek,

·Kitle desteğini kaybetme korkusuna kapılmak,

·Muhatap alınmamaktan doğan panik ve tedirginlik içine sürüklenmek,

·Tahrik olmak,

·Demoralize olup  psikolojik  bunalıma girmek,

·Kendi kadrolarını ve taraftarlarını psikolojik baskı altında bulundurmak,

·Mağdur görünüp kamuoyunun desteğini almak  şeklinde belirlenmiştir.

Bu ana başlıklardan tamamı ya da birkaçı bir araya geldiğinde intihar yöntemi için gerekli zemin oluşmuş demektir. Arkasında hangi güçler bulunursa bulunsun eğer bir terör örgütü bu eylem yöntemine başvuruyorsa, bu durum bize örgütün bir çıkmazın içine girdiğini göstermektedir. Çünkü intihar eylemi, çaresizliğin bir eylemidir. Bu eylem bir insanın iç dünyasındaki bunalımlarını dışa vurduğu gibi bir örgütün iç yaşamındaki bunalımlarını  da ortaya koymaktadır.

Terör örgütleri  tarafından   intihar eyleminde  kullanılan teröristlerinde  kişi olarak  ruhsal bunalımda olan,  psikolojik tedavi gören, örgüt içinde iken herşeyini kaybedip bitmiş olan ve  bunalıma girenler arasından seçildiği,  bazı intihar kobayı eylemcilerinde   başka teröristlerce  tehdit ve  silah zoruyla eylem yerine  kadar  getirilip eyleme  zorlandığı, eylemi kabul etmeyen  örgüt mensuplarının da  katledildikleri  tespit edilmiştir.

 


Kocaali İlçe Emniyet Amirliği Resmi Web Sitesi

Kocaali Bilgi İşlem Büro Amirliği