|
TERÖRE HAYIR
TERÖRÜN UNSURLARI :
İdeolojik
Unsur : Terörün öncelikle bir ideolojik alt
yapısının olması gerekmektedir. İdeolojik unsur, örgütün hareket noktasını
oluşturmaktadır. Örgüt, benimsediği ideoloji doğrultusunda hareket etmekte,
stratejisini buna göre belirlemektedir.Terör örgütlerinin siyasi eğitim adını
verdikleri faaliyetlerin amacı, örgütün dayandığı temel ideolojiyi örgüt
mensuplarına benimsetmek ve örgütün hedefleri doğrultusunda bilinçlendirmektir.
İdeolojik eğitim de diyebileceğimiz bu süreçle örgüt mensuplarının örgüte
bağlılıkları sağlanır. Günümüzde terör örgütlerinin dayandığı başlıca
ideolojiler arasında, Marksist-Leninist ideoloji (Komünizm), Milliyet (etnik)
kaynaklı ideoloji (Faşizm, Kürtçülük, Ermeni Milliyetçiliği gibi), dini kaynaklı
ideoloji gibi farklı kaynakları temel alan, ancak hedef olarak rejim
değişikliğini veya bölünen topraklar üzerinde yeni bir devlet kurmayı amaçlayan
ideolojiler yer almaktadır.
Örgüt
Unsuru : Terörün bir diğer unsuru ise örgütlü
yapıdır. Terörle Mücadele Kanununa göre örgüt, iki veya daha fazla kimsenin aynı
amaç etrafında birleşmesiyle meydana gelir.
Örgüt;
organize bir yapı içerisinde, aynı ideolojiyi benimseyen ve aynı hedefe yönelmiş
kişilerden oluşur. Günümüzde terör örgütleri, çoğunlukla örgüt lideri ile ona
bağlı üst düzey sorumlular ve daha alt düzeydeki bölge, il ve birim
sorumlularından oluşmaktadır. Örgütsel yapılanmada illegal teşkilatlanma ve
gizlilik esastır. Bu aynı zamanda örgütün temel güvenlik ihtiyaçlarına yönelik
bir yapılanmadır. İllegal faaliyet, legal alanda öne çıkan sempatizanların
illegal alana kaydırılmaları ile beslenir. Böylece, operasyonlarla ortaya çıkan
kadro kayıpları, yeni ve deşifre olmamış örgüt mensuplarının illegal kadrolara
aktarılmasıyla giderilmeye çalışılır.
Şiddet
Unsuru : Terörün en önemli unsuru, şiddet
unsurudur. Terör örgütleri şiddeti, ideolojileri doğrultusunda belirledikleri
hedeflere ulaşmada önemli bir araç olarak görmekte, "silahlı propaganda" adı da
verilen terör eylemlerini, mevcut anayasal düzeni değiştirmek için kaçınılmaz
bir yöntem olarak benimsemektedirler. Terör örgütleri, gerçekleştirdikleri
şiddet eylemleri ile topluma korku salarak, halkta bıkkınlık ve yılgınlık
duygusu oluşturup, vatandaşın devlete olan güvenini sarsmayı ve kaos ortamı
yaratmayı hedeflemektedirler.
Terör
Suçları : Terör suçları; Terörle Mücadele
Kanununun, 3. Maddesinde, TCK' ya yapılan atıfla, Türk Ceza Kanununun 125, 131,
146, 147, 148, 149, 156, 168, 171, 172 ve 312/2 nci maddelerinde yazılı bulunan
suçlardır. Ayrıca, işleniş
amaçları nedeniyle bazı suçlar da terör suçları olarak kabul görmektedir. Bunlar
da ; Terörle Mücadele Kanununun 4.maddesine göre; Türk Ceza Kanunun 145, 150,
151, 152, 153, 154, 155,157 ve 169 uncu maddeleri ile 499 uncu maddesinin ikinci
fıkrasında yazılı suçlar ile 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş
ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin (b), (c) ve (e)
bentlerinde yazılı bulunan suçlardır.
TERÖRİZM :
Terörizm kavramı,terör yöntemlerinin
siyasi bir amaçla örgütlü,sistemli ve sürekli bir şekilde kullanılmasını
benimseyen bir strateji olarak terör kavramından ayrılmaktadır. Terör terimi,
dehşet ve korkuyu belirtirken terörizm, bu kavrama süreklilik ve siyasal içerik
katmaktadır. Buradan hareketle terörizm, "Savaş ve diplomasi ile kazanılmayan
sonuçları elde etmek , korkutmak ve itaat ettirmek için bir teoriye , felsefeye
ve ideolojiye dayanılarak siyasi maksatlarla, iradi olarak terör ve
şiddetin sistemli ve hesaplı bir şekilde kullanılmasıdır" şeklinde
tanımlanabilir.
Ansiklopedik
tanımlarda ise terörizm; International
Encylopedia of Social Sciences'de; "önceden belirlenmiş hedefleri elde etmek
için şiddet kullanan, şiddete başvuran bir grubun veya partinin kullandığı metod",
Meydan Larousse'da; "ihtilalci grupların giriştiği şiddet eylemlerinin tümü,
tedhişçilik, bir hükümet tarafından uygulanan şiddet rejimi", Ana Britannica'da;
"siyasal bir hedefe ulaşmak amacıyla devlete, halka ya da bireylere karşı
sistemli şiddet eylemlerine başvurma" şeklinde tanımlandığı görülmektedir. Ceza
Hukukçusu Ordinaryus Prof. Dr. Sulhi DÖNMEZER ise ".şiddetin, sosyal, ulusal,
ırki, dinsel, fesat çıkarıcı ve diğer maksatlarla ve sosyal sınıflar arasında
çatışma ve savaşı tahrik etmek üzere planlı ve hukuk dışı olarak kullanılması."
şeklinde bir tanım vermektedir.
Terörizmin
Amacı : Terörizmin temel amacı, bir davaya veya
siyasal anlaşmazlığa dikkat çekilmesidir. Bu "dikkat çekme" şiddet eylemleri
neticesinde toplumda oluşturulan korku ve dehşet havası ile sağlanmaktadır.
Kitle iletişim araçlarının sağladığı imkanlardan da yararlanan terörizm,
yarattığı korku ve dehşet ile bir bakıma topluma; "Benden yana mısın, değil
misin?", "benden değilsen düşmanımsın", "düşmanımsan hedefimsin", "senin yaşama
hakkın yoktur." şeklinde belirtilebilecek "taraf olma" çağrısında bulunmaktadır.
Terörizm, bu dramatik çağrılar ile insanlara tarafsız olma hakkını
yasaklamakta, onların zihinsel ve duygusal masumiyetini yok etmekte, şiddet
ortamına çekmekte ve toplumun şiddet yoluyla siyasallaşmasına, kutuplaşmasına
yol açmaktadır. Toplumdaki kutuplaşmalar da zihinsel ve duygusal yönden bölünmüş
"çatışan tarafları" ortaya çıkarmaktadır. Çatışan tarafların ise toplumun birlik
ve bütünlüğünü bozacağı, dolayısıyla terörün amacına hizmet edeceği açıktır.
Terörizmin benimsediği bir diğer amaç,
kargaşa yaratarak toplumun direnme gücünü kırmak, yerleşik sosyal ve siyasal
düzenin arkasındaki halk desteğini şiddet yoluyla zayıflatmaktır. Terörizmin
bazı güçler tarafından birtakım siyasi ve ekonomik çıkarlar sağlamanın da aracı
olarak kullanıldığı dikkate alındığında amaç oldukça farklılaşmaktadır. Bu gibi
durumlarda terörizmin amacı, bir kazanım elde etmek maksadıyla hedef alınan ülke
ve toplumda belirli ortamların oluşmasına aracılık etmektir.
Türkiye gibi stratejik öneme sahip
ülkelerin terör ortamında tutulmasında, ülkemizi hedef olarak seçmiş devletler
ve birtakım güçlerin çıkarları açısından zaruret bulunduğu, terörün amacının da
sadece bu ortamın devamını sağlamak olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle
terörizm, bir siyasi mücadele aracı olmaktan çıkıp, bir ülkenin bir başka ülkeyi
zayıflatmak ve istikrarsızlaştırmak için kullandığı bir araç haline gelmektedir.
Öte yandan terörizm kitlelere yönelik
hedef gözetmeyen şiddet eylemleriyle, toplumun güven duygusunu ortadan
kaldırarak, halkın can derdine düşmesini ve olaylara tepkisiz kalmasını amaçlar.
Böylece kitleler terörizme karşı duyarlılıklarını yitirir, terörü kanıksar ve
devletle toplum arasında güven açısından büyük bir uçurum oluşur.
Terörizmin bir başka amacı da; baş
eğdirmek, itaat ettirmektir. Terörizmin bu türü, terörist örgütlerce kendi
üyelerine ve etkilemek istedikleri halk kesitlerine uygulanabilmektedir.
Terörist gruplarca amaçlanan; yandaşlar kadar "seyircilerin" de itirazsız baş
eğmeleri, "hedef kitlenin" emredileni yapmasıdır. Etkilenmesi amaçlanan
bireylere ikinci defa düşünecek zaman ve aksine davranabilecekleri alan
bırakılmaz. Amaç, "hedef kitleyi" yıldırmak, yönlendirmek ve yönetmektir
TERÖRİZMİN
ÖZELLİKLERİ :
Terörizmin
özellikleri, dünyada faaliyet yürüten terör örgütleri ve onların eylem şekilleri
çerçevesinde aşağıdaki gibi özetlenebilir:
1. Terörizm bir ideoloji, bir doktrin,
hatta sistematik bir fikir değil, stratejidir.
2. Terörizm, terör eylemlerini
meşrulaştıracak bir senaryo hazırlar.
3. Terörizm, yeni bir düzen ve gelecekte
zafer vaat eder.
4. Terörizm, uluslararası siyasetin bir
parçasıdır, dolayısıyla dış destek olmadan yaşatılamaz.
5. Terörizm,propaganda ile doğar, gelişir
ve propaganda ile yaşar. Bizatihi kendisi bir propaganda aracıdır.
6. Terörizm, Devlet otoritesine alternatif
getiren örgütlü bir harekettir.
7. Mali destek terörün vazgeçilmez
gereksinmesidir. Bu nedenle; soygun ile silâh ve uyuşturucu kaçakçılığı yapar.
8. Terör, bir hak arayışı, düzen önerisi
ve bağımsız devlet kurma isteklerinden biri veya derece farklılığıyla her
üçünün bir arada bulunduğu gerekçelerle ortaya çıkabilir.
9. Terör, bilinçli ve amaçlı eylemler
olarak belirir.
10. Terör, şiddet uygulamayı giderek amaç
konumuna taşır. Dehşet ve korku salarak yılgınlık yaratır. Zorba, acımasız,
istismarcı ve kuralsızdır.
11. Terör, bazen başka güç veya güçlerin
taşeronudur.
12. Terör kendi dilini yaratır ve
kullanır.
13. Terörün genellikle siyasi bir amacı
vardır.
14. Terör eylemleri, örgütlü bir çabayı
gerektirir. Bütün bu eylemler, bireysel olmaktan çok, bir grubun katılımıyla
gerçekleşmektedir.
ULUSLARARASI
TERÖRİZM :
Güçlü devletlerin etkin politikaları
karşısında kendisi için bir çıkış noktası bulamayan bazı devletler, terörü
engelleri aşmada bir araç olarak görmüşlerdir. Güçlü bazı devletlerin de
uluslararası alanda kendi politikalarının işlerliğini kolaylaştırmak ve
rakiplerini etkisiz kılabilmek için terörü bir araç olarak kullandıkları
görülmektedir.
Geçtiğimiz yüzyılda; özellikle İkinci
Dünya savaşından sonra nükleer bir dengenin kurulması ile sıcak savaştan
kaçınılmış, buna mukabil terörizm gün geçtikçe yaygınlaşmıştır. Terörizmin,
uygulama alanı olarak seçilen bazı küçük ve geri kalmış, demokrasisi tam
gelişmemiş ülkelerde başarıya ulaşmış olması, uygulayıcı olan ülkeleri
cesaretlendirmiş ve böylece terör alanı gittikçe genişlemiştir.
Bu safhadan sonra terörizm uluslar arası
bir savaş türü olarak önümüze gelmiştir. Verilen destek, zamanla terörizmin
boyutlarının büyümesine ve uluslararası nitelik kazanmasına neden olmuştur.
Dolayısıyla, gerçek anlamı içerisinde ve global olarak terörizme bakıldığında
dolaylı yıpratma (destabilizasyon) yöntemlerinin kullanıldığı bir dünya iç
savaşı olarak da adlandırılabilir.
Özel bir şiddet eylemi veya değişik bir
soğuk savaş şekli olan terörizm, uluslararası alanda etkin ve güçlü devletlerin,
gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerin içerisindeki sosyal, ekonomik,
kültürel ve benzeri birçok alandaki sorunların istismar edilmesi sonucu, var
olan veya suni olarak oluşması sağlanan şiddet içerikli fikir ve hareketlerin
belirli bir amaç için harekete geçirilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde terörün en önemli özelliği,
uluslar arası bir nitelik kazanması ve bu ilişkilerini oldukça geliştirmiş
olmasıdır. Artık, teröristler eskiden olduğu gibi sadece içinde bulundukları
ülke ile sınırlı kalmayıp, başka ülkelerdeki farklı gruplar ile bağlantılar
kurarak karşılıklı destek sağlamaktadırlar. Dolayısıyla teröristler,
uluslararası bağlantılarını ve modern teknolojiyi de kullanmak suretiyle
milletlerarası etki yapan eylemler düzenleyebilmektedirler.
Terör örgütlerinin başka ülke ve
gruplardan destek almadan başarıya ulaşması, varlığını sürdürmesi hemen hemen
imkansız gibidir. Özellikle eğitim, teşkilatlanma, finans ve silahlı eğitim için
dış desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Bu özelliği ile terörizm uluslar arası bir
nitelik kazanmaktadır.
Terörizmin uluslararası
bir nitelik kazanmasının ve artmasının başlıca nedenleri;
* Uluslararası haberleşme ve ulaşım
araçlarının son yıllardaki çok hızlı gelişimi,
* Yeni silah ve teçhizatlar ile teknolojik
imkanların artması,
* Bazı ülkelerin ideolojilerini ve
devrimlerini yaymada terörizmi yöntem olarak seçmeleri,
* Uluslararası terör örgütleri arasındaki
istihbarat, eğitim, lojistik, teknik, finans temini, eylem yöntemleri konusunda
organik bağların ve işbirliğinin artması, sayılabilir.
ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERDE TERÖRİZM :
Daha öncede de ifade edildiği gibi,
terörün başarısı büyük ölçüde dış desteğe bağlıdır. Dış desteği olmayan terörün
başarı şansı yoktur. Ülkeler iç hukuk kurallarıyla terörü önlemeye çalışırken,
sorunun uluslararası boyutu nedeniyle uluslararası alanda terörü önlemek
amacıyla yapılan çalışmalara destek veya onay vermek zorundadırlar. Buna rağmen
uluslararası topluluğun beklenen hedefe ulaştığını söylemek mümkün değildir.
Çünkü kimi ülkelerce terör olarak görülen bir olgu başka ülkeler tarafından
şiddet, isyan veya gerilla savaşı, bir etnik grubun kurtuluş mücadelesi, düşük
yoğunlukta savaş olarak algılanmaktadır. Ayrıca, "terör"le "siyasi suç"
kavramları da iç içe girmiş kavramlar olduğundan, ülkeler farklı teşhis
koymaktadırlar. Bu teşhiste ülkelerin, ekonomik, siyasi ve askeri çıkarları
önemli rol oynamaktadır. Bir terörist, suç işledikten sonra yurtdışına kaçmakta,
gidilen ülke, suç kendi ülkesinde işlenmediği için, suçu, "siyasi suç" olarak
kabul ederek, herhangi bir yargılama yapmamakta ve suçluyu iade etmemektedir.
Çünkü uluslararası hukuka göre "siyasi suçlarda iade yoktur.
I-
Milletler Cemiyeti Kararlarında Terörizm :
Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam), 1935 yılında Kopenhag konferansında
"Terörün Önlenmesi ve Cezalandırılması " ve "Uluslararası Ceza Mahkemesi
Kurulması" konularında iki sözleşme hazırlamış ve bunlar 16 Kasım 1937 de
Cenevre'de imzalanmıştır. "Terörün Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin
8. Maddesine göre, "teröristi ya iade et veya cezalandır" ilkesi benimsenmiştir.
Böylece terör ile siyasal suç kavramında anlaşamama durumunda suçluların cezasız
kalmaları önlenmiş olmaktadır. Sözleşme, terör ile ilgili bilgilerin tek
merkezde toplanmasına da olanak sağlamaktadır. Ancak, bu iki sözleşme bazı
ülkeler tarafından imzalanmışsa da, 2. Dünya Savaşının yaklaşması, Cemiyetin
etkinliğini giderek kaybetmesi gibi nedenlerle yürürlüğe girememiştir. Buna
rağmen terör olayının Cemiyette bu denli ciddiyetle ele alınması önem taşımış ve
daha sonra BM tarafından da ele alınmasının öncüsü olmuştur .
II-
Birleşmiş Milletler Kararlarında Terörizm : BM,
terörle mücadele konusunda ilk defa 1937 tarihli Cenevre Sözleşmesine atıfta
bulunarak "Devletler arasında BM şartlarına uygun bir şekilde Dostane
Münasebetler Kurma ve İşbirliği Yapılmasına Dair Milletlerarası Hukuk İlkeleri
Hakkında Bildiri" ile kimsenin teröre destek olmamasını istemiştir. Birleşmiş
Milletler kurulduğu günden bugüne kadar, terör eylemlerine karşı uluslararası
sözleşmeler ya da bildiriler hazırlayarak, üye ülkelerin imza ve onayına
sunmaktadır.
ULUSLARARASI
TERÖRİZME KARŞI ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER :
Terörizm, tarihin en eski zamanlarından
beri toplumları ve ülkeleri tehdit etmiş ve etmeye devam edecektir. Değişen
dengeler ve uluslararası ilişkilerdeki farklılaşmalar neticesinde, geçen
yüzyılda "sıcak savaşların" yerini "soğuk savaş" yöntemleri alarak terörizm daha
da yaygınlaşmıştır.
Güçlü devletlerin etkin
politikaları karşısında kendi politikalarını uygulama imkanı bulamayan bir takım
ülkeler amaçlarını gerçekleştirmede terörü bir araç olarak görmektedirler. Güçlü
devletlerin ise kendi politikalarını gerçekleştirmek ve rakiplerini etkisiz
kılabilmek için terörü bir araç olarak kullandıkları değerlendirilmektedir.
Terörizm, günümüzde bir tehdit olmaktan çıkmış ve tüm dünyayı derinden
etkileyen bir tehlike haline gelmiştir. 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret
Merkezine yapılan uçaklı intihar saldırısı bunun en büyük göstergelerinden
birisidir.
Günümüzde uluslararası bir
nitelik kazanan terörizmin, özellikle demokratik dünya ülkelerinde yarattığı
tahribat, her geçen gün artmaktadır. Bundan dolayı tüm dünyanın birinci gündem
maddesi terörizm ve terörizmle mücadele haline gelmiştir.
Türkiye, yaklaşık 30 yıldan
beri, terörün her türlüsü ile mücadele etmiş ve etmekte olan bir ülke olarak
tecrübeleri göstermiştir ki terörizmle mücadelede uluslararası iş birliği
etkinliğin artırılmasında önem taşımaktadır.
TERÖRLE
MÜCADELEDE İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİ :
Türkiye, uluslararası barış ve güvenlik
ile insan haklarına yönelmiş en büyük tehdidin terörizm olduğuna inanmaktadır ve
terörün her çeşidini kınamaktadır. Hiçbir ülkenin de topraklarını terörist
gruplara ve bunların faaliyetlerine açmaması gerektiğini savunmaktadır.
Siyasette değişkenliğin egemen olduğu devletler arası ilişkilerde hemen hemen
bütün devletler terör eylemlerine kendi siyasetlerine uygun gözle
bakmaktadırlar. Bu durum ise terörizme karşı uluslararası alanda ortak hareket
etme ve önlemler almayı etkisiz hale getirmektedir. Oysa, 11 Eylül 2001
tarihinde ABD'de meydana gelen terör olayı, günümüzde örgütlü suçların sınır
tanımadığının ve bütün ülkeler için bir tehdit unsuru olduğunun en son
kanıtıdır. Terörizm genelde tüm ülkelere yönelik bir tehdit olarak kabul
edilmeli ve buna karşı ortak bir önlem alınması konusunda her şeyden önce fikri
işbirliğine varılmalı, terörist eylemlere karşı kararlı bir tutum içinde
bulunulmalıdır. Terörizmle mücadele bir bütündür. Yurtiçindeki ve yurtdışındaki
mücadele bu bütünün parçalarıdır. Yurtiçinde verilen mücadele, yurtdışındaki
mücadeleyle bütünleştiğinde somut bir sonuç almak mümkün olabilecektir.
Uluslararası işbirliğinin önemine ve gerekliliğine inanan ülkemiz güvenlik ve
işbirliği alanında, 52 anlaşma, 39 protokol, 39 mutabakat zaptı, 124 toplantı
tutanağı ve 12 ortak bildiri ve deklarasyona imza atmıştır.
TÜRKİYE'DE HALEN
FAALİYETLERİNE DEVAM EDEN
BAŞLICA TERÖR
ÖRGÜTLERİ
1) Devrimci Halk Kurtuluş
Partisi/Cephesi (DHKP/C)
2) Türkiye Komünist
Partisi/Marksist-Leninist Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu
(TKP/ML-TİKKO)
a) MKP (Maoist Komünist Partisi)
b) KONFERANS
3) Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP)
4) PKK/KONGRA-GEL (Kürdistan Halk
Kongresi-KHK)
5) Kürdistan Devrim Partisi (PŞK)
6) Kürdistan Demokrat Partisi/Bakur (PDK/Bakur)
7) Hizbullah
8) Hilafet Devleti (HD)
9) İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi
(İBDA/C)
10) Tevhid-Selam (Kudüs Ordusu)
11) El Kaide Terör Örgütü Türkiye
Yapılanmaları
TERÖRİST
PROFİLLERİ :
Terör Örgütlerindeki
Militanların Yaş ve Öğrenim Durumları :
a. Sol Terör Örgütleri
826 sol terör örgütü
mensubunun dosyası üzerinde yapılan bir araştırma sonucunda;
Yaş Gruplarına
Göre Dağılımları
% 65 14-25 yaş grubunda
% 16.8 25-30
% 17.5 30'dan sonrası
Öğrenim Durumlarına
Göre Dağılımları
% 20.4 Yüksekokul mezunu ya da
öğrencisi
% 33.5 Lise mezunu ya da
öğrencisi
% 14 Ortaokul mezunu
% 29.9 İlkokul mezunu
% 1.9 Cahil
b.
Sağ Terör Örgütleri
200 sağ terör örgütü
mensubunun dosyaları üzerinde yapılan bir araştırmada:
Yaş Gruplarına Göre
Dağılımları
% 2.5 10-14 yaş grubunda
% 72.5 15-25 "
% 17 25-29 "
% 6 30-34 "
% 2 35-65 "
Öğrenim
Durumlarına Göre Dağılımları
% 22.5 Yüksekokul
% 40.5 Lise
% 14 Ortaokul
% 19 İlkokul
%2.5 Okur-yazar
%1.5 Cahil
c. Bölücü Terör Örgütleri
262 tutuklu terör
örgütü PKK mensubu üzerinde yapılan bir anket çalışmasında;
Yaş Gruplarına Göre
Dağılımları
% 54 14-25 yaş grubu arasında
% 34 26-37 "
% 12 38-58 "
Öğrenim Durumlarına
Göre Dağılımları
% 11 Üniversite
% 16 Lise
% 13 Ortaokul
% 39 İlkokul
% 12 Okur-yazar
% 9 Cahil
Yapılan bu araştırmalar, özellikle 14-25
yaş grubundaki lise ve üniversite çağındaki gençlerimizin, ülkemizde faaliyet
yürüten terör örgütlerinin en büyük hedef kitlesi olduğunu göstermektedir.
Ayrıca, F Tipi Cezaevlerinde
tutuklu veya hükümlü bulunan 1.055 sol terör örgütleri mensupları üzerinde
yapılan anket çalışması sonucu hazırlanan örgüt mensuplarının yaş durumlarını
gösteren istatistiki bilgiler aşağıda verilmiştir.
|
ÖRGÜT MENSUPLARININ YAŞ DURUMLARI |
SAYI |
ORAN |
|
14'DEN KÜÇÜK |
1 |
,1 |
|
14 İLE 18 YAŞ ARASI |
26 |
2,5 |
|
18 İLE 26 YAŞ ARASI |
260 |
24,6 |
|
26 İLE 31 YAŞ ARASI |
355 |
33,6 |
|
31 İLE 36 YAŞ ARASI |
190 |
18,0 |
|
36 İLE 41 YAŞ ARASI |
143 |
13,6 |
|
41'DEN BÜYÜK |
80 |
7,6 |
|
TOPLAM |
1055 |
100,0 |
GENÇLERİMİZİ
KORUYALIM :
Çeşitli ülke ve toplumlarca kendi milli
hedef ve menfaatlerine ulaşma aracı olarak kullanılan propaganda faaliyetleri,
ülkemiz ve özellikle gençlerimiz için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.
Gerçekten de ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz gençlerimiz, çoğu zaman
çeşitli tehdit odakları tarafından arzu edilmeyen davranışlara itilmektedirler.
Cesaretin çekingenliğe, macera isteğinin rahata, duyguların mantığa üstün
geldiğini, araştırma, öğrenme ve dinamizm çağındaki bu dönemde gençlerde en
etkin duygu otoriteden kurtulma duygusudur. Gençlerimizin bu kritik döneminden
yararlanmak isteyenler bütün planlarını gençlerimizin bu özellikleri üzerine
bina etmektedirler. Çeşitli kitle iletişim araçları ile gençlik kesimine
ulaştırılan haber, bilgi, tema ve sloganlar yardımı ile gençlerin daha önce
kazanmış olduğu değerler tahrip edilerek zihinleri karıştırılmaya
çalışılmaktadır.
Ülkemiz, 30 yıldır iç ve dış düşmanların
destekleyip organize ettiği yıkıcı faaliyetlerden oluşan tehdit ve bu tehdidin
doğurduğu terör olayları ile karşı karşıyadır. 1968'den 80'li yıllara kadar
sağ-sol, 1980'den sonra ise Türk-Kürt ve en son olarak da laik-antilaik, diye
bölünerek insanlarımız birbirine kırdırılmak istenmektedir. Her şeyden öte,
bütün bu olaylar ülkemizin siyasi, ekonomik ve kültürel yönden rotasını
düzelttiği, işlerin iyi gittiği dönemlerde -sanki önünü kesmek istermişçesine-
çıkarıldığı izlenimi uyanmaktadır.
Soğuk savaş dönemlerinde uygulanan yol ve
yöntemlerin amacı, o ülkeyi siyasi, sosyo-kültürel, ekonomik, psikolojik ve
askeri yönden zaafa uğratarak yıpratmaktır.
Bu doğrultuda, ülkemize ve toplumumuza
yönelik hasım devletlerce yürütülen planlı, devamlı, çok yönlü ve çok merkezli
bu propaganda faaliyetleri hakkında bütün vatandaşlarımızın, özellikle
üniversite ve yüksekokul seviyesine erişmiş veya çalışma hayatına atılmış
gençliğin "bilgilendirilmesi" gerekmektedir. Zira, konu hakkında yetersiz
bilgiler ve toplumun bilgisiz olması ülkemize yönelen tehdidi daha da etkili bir
duruma getirmektedir.
Geçmişten bugüne, ülkemizdeki terör
örgütleri faaliyetlerini, silahlı yöntemlerin yanında psikolojik yöntemlerle de
sürdürmektedirler. Buna paralel olarak, ülkemizde faaliyet yürüten terör
örgütlerinin örgütlenme ve eleman kazanma aşamaları bir yayınevinin etrafında
bir araya gelen insanların yazdığı kitaplar ile çıkardıkları gazete ve
dergilerle başlamakta ve devam etmektedir. Bir örgütün faaliyet yürüttüğü
toplumun içerisinde taban bulabilmesi ve eleman kazanabilmesi için ideolojik
olarak kabul görmesi gerekmektedir. Bilindiği gibi "davranışların görünmez
dünyası düşüncelerdir". Bu bakımdan, bir insana arzulanan istikamette davranışta
bulundurmak için önce düşünce dünyasında gerekli değişikliğin yapılması
gerekmektedir.
"Düşünce ek, eylem biç" sözünden
hareketle, ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütleri, zehirli terörizm aşısını
önce zihinlere yapmaktadırlar. Zihinlerde yapılan tahribatlar, zamanla
insanların ruh dünyalarına nüfuz ederek eylem haline dönüşmektedir. Bunu,"Kalem
fikir vermezse, kılıç kesmez" sözü çok güzel ifade etmektedir.
Bu çerçevede, terör örgütleri tarafından
yürütülen psikolojik harekat faaliyetleri, örgütlenme ve militan kazanmak için
müracaat edilen tek ve eşsiz bir mücadele yöntemidir.
Bilindiği gibi, bütün terör örgütlerini
ayakta tutan bazı unsurlar vardır. Bunlar; ideoloji, iç ve dış destek, para ve
elemandır. Bir terör örgütünü ayakta tutan en önemli kaynak insandır. Bir insanı
örgüte bağlayan öğe ise, ideolojidir. Bir terör örgütünün istediği kadar parası
olabilir, yurtiçi ve yurtdışından istediği kadar maddi ve manevi destekçileri
olabilir. Fakat, insan kaynağı olmadığı sürece, o örgütün ayakta kalabilmesi
mümkün değildir.
İşte, örgütlerin bu ihtiyacını karşılama
zorunluluğu göz önünde bulundurularak gençliğimizi yıkıcı, bölücü ve irticai
örgütlerin tehdidinden koruyabilmek için anne ve babalardan, okullarımıza,
medyaya ve polise kadar herkese büyük görevler düşmektedir.
Aslında
gençlerin büyüklerden beklediği sınırsız bir özgürlük ve tek başına buyruk olmak
değildir.
Onlar;
·Toplumda kendilerine yer edinmek,
·Kendilerini ispat etmek için bağımsız
olmak,
·Güvenilmek ve adam yerine konmak
isterler.
Onların sabırsızlığı gençlik çağının
belirsizliğinden bir an önce kurtulma çabasından kaynaklanmaktadır.
Anne ve babalara tavsiyemiz, gençlik
çağındaki çocuklarınızı gereksiz yere yargılamadan, eleştirmeden adam yerine,
yetişkin yerine koymaları ve onlara bu kritik dönemde herkesten daha çok
yardımcı olmalarıdır. Terör örgütlerine ve aşırı akımlara katılan, uyuşturucu
kullanan gençleri yakından analiz ettiğimizde, genelde ailevi problemlerinin
olduğunu, en azından ailelerinin kendilerine karşı çok ilgisiz olduğunu
görmekteyiz.
a.Anne
ve Babalara Düşen Görevler : Gençlik bir insanın
yaşamındaki en kritik dönemlerden biridir. Çocukluktan ergenliğe adım atan
gençlerde ilk değişiklikler önce fizyonomilerinde başlamaktadır. Fizyonomideki
bu ani değişiklikler, ellerin, ayakların büyümesi, burnun ve çenenin büyümesi,
vücuttaki kıllanma, sesteki değişiklikler vs. genci tedirgin etmeye başlar.
Fizyonomideki bu ani değişim bir gencin görünümünü ilk zamanlarda olumsuz yönde
etkilemektedir. Zira, fizyonomide orantısız bir görünüm söz konusudur. Bunun
nedeni ise organların gelişimlerini farklı zamanlarda tamamlamalarıdır. Ergenlik
dönemi ile gençliğe ilk adımını atan bir bireyin fizyonomisindeki bu orantısız
ve karmaşık görüntü psikolojisinde de görülmektedir. Gençlerin aşırı alıngan
davranmaları, başkalarına acımasızca eleştirilerde bulundukları halde, hiç
eleştiriye gelememeleri, coşkulu ve hayalci olmaları, otoriteden devlete varana
kadar her şeyi eleştirme eğilimi taşımaları vs. buna en iyi örneklerdir. Aslında
gençler bu davranışlarıyla ana babadan otorite figürünü temsil eden öğretmen ve
devlete kadar herkese bir mesaj vermektedirler. Nedir bu mesaj? Shakesper,
"Dünya bir sahne, insanlarda bu sahnede birer oyunculardır" demiştir. İşte
gençler, anne babaya ve otorite figürünü temsil edenlere, dünya bir sahne ise ve
bu sahnede bana düşen bir rol var ise şayet, benim bu rolümü en iyi şekilde
oynayabilmem için kendime ait bir benlik, kendime ait bir kimlik ve kişiliğimin
olması gerekir diyorlar. Anne babalar da; hayır, siz bizim istediğimiz tarzda
kimliğe, kişiliğe ve benliğe sahip bir çocuk olacaksınız diyorlar. Bu noktada
anne babalarla gençler arasında iletişim kopukluklarına neden olabilecek
çatışmalar çıkıyor. Yapılan araştırmalarda gençlerin anne babalardan en büyük
şikayeti adam yerine, yetişkin yerine konmamak, anlayışsızlık, güvensizlik ve
sürekli çocuk yerine konmak olduğu görülmüştür.
Bu nedenle; bir genç, aile ortamında adam
yerine konmadığı, yetişkin yerine konmadığı için kendine değer veren, adam
yerine, yetişkin yerine koyan ortamları aramaya başlıyor. Satanist gruplar ve
terör örgütleri de maalesef tam bu kavşakta gençlerimizin karşısına çıkıyor ve
onu kazanana kadar ileride bedelini fazlasıyla almak üzere sözde sevgiyi,
saygıyı ve değeri gençlerimizin arzuladığı bir şekilde veriyorlar. Bu aşamada
yıkıcı, bölücü, irticai ve zararlı örgütler, bir gencin zihnini, kalbini ve
ruhunu avuçlarını içerisine aldığı zaman o genç örgüt dışına çıkmak istese de,
çıkması mümkün değildir.
b.
Öğretmenlere Düşen Görevler : Gençler için
okul, öğrenim görülen, arkadaşlıklar ve yeni ilişkiler kurulan toplumsal bir
ortamdır. Orta öğrenimden itibaren, gençlerle öğretmenler arasında etkin bir
iletişim doğmaktadır. Gençlerin tutum ve davranışları, özgürlük girişimleri
öğretmen-öğrenci ilişkisine değişik bir boyut kazandırmaktadır. Bu dönemde,
genç, kendisini ayrı bir varlık olarak görmek ve göstermek çabasındadır. O artık
kendi başına kişiliği olan biri olarak tanınmak ister ve ailesinden dolayı
değil, kendi yetenekleriyle, başarısıyla ve kişilik özellikleriyle beğenilmek ve
kabul görmeyi arzu eder. Bu bakımdan okul ortamı, etkilendiği ve başkalarını
etkileyebildiği bir toplumsal ortamdır. Hayranlık duyduğu bir öğretmen bu geçiş
döneminde ona dayanak olur. Anne ve babasıyla kopardığı iletişimi okulda
sürdürebilir. Kendine yeni özdeşim örnekleri yaratır. Öğretmen de gence değer
veriyorsa genç mutludur, onun kişiliğinden kendi benliğine olumlu özellikler
katmaya çalışır.
Eğer, öğretmen okulda aşırı disiplin ve
baskı uyguluyorsa, gençlerin ergenlik döneminden kaynaklanan problemlerine
yardımcı olmak yerine, anlayışsız davranıyorsa, bir genç ailesinden ve okulundan
bulamadığı sevgi ve saygı dolu hoşgörülü ortamı başka yerlerde aramaya teşebbüs
eder.
c.
Medyaya Düşen Görevler : Kitle iletişim araçlarının
(Medya) işlevleri içerisinde, haber verme en temel işlev olarak bilinmektedir.
Nitekim; haber, kitle iletişim araçlarının ortaya çıkması ve toplumun
vazgeçilmez unsurları arasına girmesinin en belirleyici özelliğidir. Haberin
değişik tanımları yapılmıştır. Ancak, "insanları ilgilendirecek, zamanlı olan
bir düşüncenin, olayın veya sorunun özeti" şeklindeki tanım en bilinenidir.
Medya, toplumu bilgilendirmek üzere
verdiği haberler konusunda yansız ve objektif olmalı, haberleri kendinden bir
şey ilave etmeden vermeye dikkat etmeli haber ve yorum/değerlendirme
kavramlarını birbirine karıştırmamalıdır. Medya, özellikle gençliğimizi zararlı
alışkanlıklara, ideolojilere, akımlara özendirici yayınlar asla yapmamalıdır.
Terör örgütleri medyada yer bulduğu ölçüde
etkinlik kazanmakta, moral bulmakta, örgüt içi disiplini sağlayabilmekte ve
sempatizanlarının örgüte bağımlılığını arttırmaktadır.
Medyada yer alan haber terör örgütlerinin
propagandasını içermemeli ve detaylar verilerek gençlerimizi özendirici
olmamalıdır.
*Avrupa'da terörist örgüt
imajından kurtulmaya çalışan terör örgütünün; yurt içi ve yurt dışında terörist
başının idamının engellenmesi adına idama hayır kampanyaları düzenlerken, diğer
taraftan sadece örgütten ayrılmak istediklerini söyledikleri için veya terör
örgütünün gerçek yüzünü görerek kaçma girişiminde bulunan ve başarısız olan
örgüt mensupları hakkında sözde mahkemeler kurarak idam kararı verip
uygulandığını ve bunları diğer örgüt mensuplarına ibret olsun diye videoya
kaydederek seyrettirdiklerini,
*Yurtdışındaki ve yurt içerisindeki
yandaşlarına kardeşlik, barış, sevgi ve hoşgörüden bahseden terör örgütünce,
özellikle kendi kadrolarında duygusal ilişkiye giren ve evlenmek isteyenler
hakkında ölüm emri verildiğini ve bu örgüt mensuplarının terör örgütünden
kaçarak güvenlik kuvvetlerine teslim olduklarını, biliyor muydunuz?
İNTİHAR
EYLEMLERİNDEKİ PSİKODİNAMİK GERÇEKLER :
İnsan psikolojisinde intihar, kendine
güvensizliğin, ruhsal çöküntünün, karşılaşılan problemlere çare üretememenin bir
ifadesidir. Diğer bir ifadeyle intihar, çaresiz kalan bir kişinin sorunlarından
umutsuz bir kaçışı olarak yorumlanabilir. Sonuçta kişi olaylar karşısında eli
kolu bağlı olduğunu anlayarak hiç bir çıkış yolu kalmadığından, umutsuzluk,
karamsarlık ve çaresizlik içerisine düşmekte, gidişi değiştirecek güçten yoksun
kaldığını görmektedir. Kendini ezilmiş, köşeye sıkıştırılmış hisseden bir kişi,
duyduğu öfkeyi dışa boşaltamadığı için kendine yöneltmektedir. Kısacası, bir
kişinin intihar etmesi hem kendini cezalandırma, hem de bu duruma düşmesine
neden olanlardan bir öç alma davranışıdır.
Terör örgütlerinin intihar eylemlerine
ihtiyaç duyar hale gelmeleri; örgütlerin gelişmesinin, yükselmesinin, güç olarak
daha fazla büyümesinin ve öne sürdükleri ideolojik ve politik çizgide daha ileri
atılım yapmalarının kesinlikle bir ifadesi değildir.
Denebilir ki, bu eylem yöntemi bir terör
örgütü için başvurabileceği en son yöntemdir. Çünkü bu yöntem, karşılaşılan
problemlere çözüm bulmanın mümkün olmadığı koşullarda ortaya çıkmaktadır.
Terör Örgütlerinin
İntihar Eylemlerine Başvurma Nedenleri
Örgüt olarak;
·Küçülme kompleksine girmek,
·Faaliyet kanallarının tıkandığını
hissetmek,
·Kitle desteğini kaybetme korkusuna
kapılmak,
·Muhatap alınmamaktan doğan panik ve
tedirginlik içine sürüklenmek,
·Tahrik olmak,
·Demoralize olup psikolojik bunalıma
girmek,
·Kendi kadrolarını ve taraftarlarını
psikolojik baskı altında bulundurmak,
·Mağdur görünüp kamuoyunun desteğini
almak şeklinde belirlenmiştir.
Bu ana başlıklardan tamamı ya da birkaçı
bir araya geldiğinde intihar yöntemi için gerekli zemin oluşmuş demektir.
Arkasında hangi güçler bulunursa bulunsun eğer bir terör örgütü bu eylem
yöntemine başvuruyorsa, bu durum bize örgütün bir çıkmazın içine girdiğini
göstermektedir. Çünkü intihar eylemi, çaresizliğin bir eylemidir. Bu eylem bir
insanın iç dünyasındaki bunalımlarını dışa vurduğu gibi bir örgütün iç
yaşamındaki bunalımlarını da ortaya koymaktadır.
Terör örgütleri tarafından intihar
eyleminde kullanılan teröristlerinde kişi olarak ruhsal bunalımda olan,
psikolojik tedavi gören, örgüt içinde iken herşeyini kaybedip bitmiş olan ve
bunalıma girenler arasından seçildiği, bazı intihar kobayı eylemcilerinde
başka teröristlerce tehdit ve silah zoruyla eylem yerine kadar getirilip
eyleme zorlandığı, eylemi kabul etmeyen örgüt mensuplarının da
katledildikleri tespit edilmiştir.
|